06 03 2007

TAVLA VE SATRANÇ

  TAVLA VE SATRANÇ   Pers imparatorunun başveziri Buzur Mehir tarafından 1400 yıl önce tasarlanan tavla oyunu; dünyanın en popüler oyunlarından biridir.    Zaman kavramından alınan ilhamla tasarlanan oyunun zamana böylesine direnmesi son derece etkileyici. Senenin birliği olarak tavla bir tanedir. 4 köşesi 4 mevsimi, tavlanın içindeki karşılıklı 6'şar hane 12 ayı, pulların toplamı ayın 30 gününü, siyah-beyaz pullar gece ve gündüzü, karşılıklı 12'şer hane günün 24 saatini simgeler..    Eski zamanlarda Hint Imparatoru, satranç oyununu Pers imparatoruna, yanında bir mektup ile hediye olarak göndermiştir. Mektubunda oyunla ilgili hiç bir açıklama yapmazken şöyle bir mesaj yazmıştır. Pers imparatoruna; Kim daha çok düşünüyor, Kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi görüyorsa O kazanır. İşte hayat budur... Pers İmparatoru dönemin en alim veziri olan Buzur Mehir ile bu mesajı paylaşarak, ondan oyunu çözmesi ve kendisinin de karşılık olarak Hint Imparatoruna hediye edilmek üzere başka bir oyun icat etmesini ister. Vezir haftalarca çalıştıktan sonra gönderilen satrancın her taş hareketini ve oyunu çözer daha sonra da on günde tavlayı icad eder  ve imparatora sunar. Hint Imparatoruna tavla oyunuyla birlikte gönderilmek uzere şöyle bir mesaj hazırlanır. Hint imparatoruna; Evet, Kim daha çok düşünüyor, Kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi görüyorsa O kazanır.   AMA BİRAZ DA ŞANSTIR.   İşte hayat budur...  ... Devamı

28 02 2007

YAŞLI KEŞİŞ VE SAMURAİ

YAŞLI KEŞİŞ VE SAMURAİ Yaşlı keşiş yolun kenarında oturuyordu. Gözleri kapalıydı, bacak bacak üstüne atmıştı ve elleri kucağındaydı. Oturduğu yerde derin düşüncelere dalmıştı. Birden bir samurai savaşçısının sert ve emreden sesi, keşişi derin düşüncelerinden uzaklaştırdı. Yaşlı adam! Bana Cennet ve Cehennemi anlat! Keşiş önce hiçbir şey duymamış gibi yanıtsız bıraktı bu sesi. Fakat sonra yavaş yavaş gözlerini açtı. Samurai her geçen saniye biraz daha sabırsız bir şekilde yanıt beklerken, dudaklarının kenarında farkedilmesi çok zor bir gülümseme belirdi. Keşiş sonunda, Cennet ve Chennemin sırlarını öğrenmek istiyorsun demek ki diye yanıtladı. Bu kadar pejmurde olan sen. Elleri ve ayakları kir içinde olan sen. Saçları taranmamış, nefesi kokan, kılıcı paslı sen. Çirkin ve annenin kılığına özenmediği sen. Sen bana Cennet ve Cehennemi soruyorsun ha? Samurai birden küfür etti. Kılıcını çekti ve keşişin başının üstüne kaldırıverdi. Keşişin başını bedeninden ayırmak üzere hazırlanırken, yüzü morardı, boynundaki damarlar kabardı. Kılıç tam inmeye başlarken yaşlı keşiş sakince Bu Cehennem işte dedi. Samurai o anda biraz korku, biraz şaşkınlık, biraz şefkat ve biraz sevgiyle, yaşamını kendisine birşeyler öğretmek için yasamini feda etmeyi göze alan adama baktı. Kılıcını yere indirdi ve gözleri yaşlarla doldu. Ve dedi yaşlı keşiş, bu da Cennet. Rahip John W.Groff Jr ... Devamı

27 02 2007

Gabriel Garcia Marquez/ Bir veda mektubu / Artık Ölebilirmiyim

    Çağımızın tartışmasız en büyük yazarlarından biri olan GabrielGarciaMarquez  yakalandığı lenf bezi kanseri nedeniyle sağlık durumukötüleşmişve inzivaya çekilme kararı  almış , yakın dostlarına bir veda mektubugöndermiş.Yazarın mektubu, değişik  dillere çevrildi ve internetüzerinden yayınaverildi. İste usta yazar  Marquez'in duygu yüklü veda mektubu:* * *Yazarın Veda Mektubu...''Tanrı bir an için paçavradan  bebek olduğumu unutup canvererek beniödüllendirse, aklımdan geçen  her şeyi dilegetiremeyebilirdim, ama enazından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.Eşyaların maddi yönlerine değil  anlamlarına değer verirdim.Az uyur, çokrüya görür, gözümü yumduğum her  dakikada, 60 saniye boyuncaışığıyitirdiğimi düşünürdüm.İnsan aşktan vazgeçerse  yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devamederdim. Başkaları uyurken  uyanıkkalmaya gayret ederdim.  Başkaları konuşurken dinler, çikolatalıdondurmanın tadından zevk  almaya bakardım.Eğer Tanrı bana birazcık can  verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir,sadece vücudumu değil, ruhumu  da tüm çıplaklığıyla açardım.Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı  nefretimi buzun üzerine kazırve günesingöstermesini beklerdim.  Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Goghresimleri çizer, Benedetti  şiirleri okur ve serenatlarsöylerdim.Gözyaşlarıyla gülleri sular,  vücuduma batan dikenlerinin acısınıhissederek dudak kırmızısı taç  yapraklarından öpmek isterdim.Tanrım bir yudumluk yasamım  olsaydı...Gün geçmesin ki, karsılaştığım  tüm insanlara onları sevdiğimisöylemeyeyim.Tüm kadın ve erkekleri, en  sevdiğim insanlar olduklarıkonusunda birerbirer ikna ederdim. Ve aşk  içinde yasardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman  aşkı bırakmalarının ne kadaryanlışolduğunu anlatırdım. Çünkü insa  n aşkı bırakınca yaşlanır. <******> Çocuklara kanat verirdim. Ama  uçmayı ke... Devamı