16 05 2010

Anılar/ Oya ÖZPOYRAZ

  Anılar Nasılda yapışır insanın yakasına Kollar yalnız yapayalnız zamanları Bazen bir kitap arasında gizlenmiş Kurumuş bir çiçeğin zar olmuş yapraklarında Gülümser İçine işler alır götürür seni Gözleri gelir aklına ilkin Sevgi dolu sözleri çınlar kulaklarında O sımsıcak elleri kavrar ellerini Bir kır çiçeği koparır İliştiriverir saçlarının arasına Bazen bir sandığın dibinde Sararmış solmuş resimde Kendini görürsün ardında deniz Siyah beyaz rengi belirsiz Baktığın kendin değil odur aslında Onu görürsün dağları almış ardına Gülümser yüzü karşında Anılar Ah o anılar Bırakmaz yakanı Belirir olur olmadık zamanlarda Bazen bir şiirin dizeleri arasında Bazen kuytulara saklanmış bir mektubun satır aralarında     Oya ÖZPOYRAZ     ... Devamı

13 05 2010

Zaman / Oya Özpoyraz

ZAMAN Seni beklerkenki zamanları Seninleyken geçen zamanlara Eklemek mümkün olsaydı eğer Ne çok birlikte olurduk   Oya ÖZPOYRAZ   ... Devamı

12 05 2010

GEÇ OLMADAN/ Oya Özpoyraz

    Geç olmadan Daha geç olmadan Sen, ben, birde hayallerimiz Bir araya gelmeliyiz Gece uzayıp giderken Birlikte izlemeliyiz perdelere yansıyan gölgeleri Birlikte dinlemeliyiz gecenin seslerini Yağmur yağmalı gürlemeli gök Aydınlanmalı gece çakan şimşeklerle Islak kaldırımlarda el ele yürümeliyiz İliklerimize işlemeli yağmur İşlemeli içimize sevdamız Yağmurlu geceye ağarırken gün Son damlalar düşerken yapraklardan toprağa Toprağın kokusu, senin, benim kokularım karışmalı birbirine Ya da nebileyim Mehtaplı bir gecede Bir kumsala yan yana uzanıp yıldızları saymalıyız Kayan yıldızlardan dilek tutmalıyız Hava serin hava ayaz İliklerimize işlerken soğuk Isıtmalı bizi sevdamız Böyle bir gecenin sabahında Güneşin huzmeleri yansıdığında denize Denizin kokusu senin benim kokularım karışmalı birbirine  Sonu mutlu biten bir kitabı kapatır Yâda yeni doğmuş bir bebeğe bakar gibi Aydınlanmalı yüzümüz Geç olmadan daha geç olmadan Sen ben ve hayallerimiz Hayatı ucundan yakalayabilmek için Bir araya gelmeliyiz….    Oya Özpoyraz ... Devamı

27 09 2008

Gittin/Bittim ... Oya Özpoyraz

                                                GİTTİN/ BİTTİM Hani ben senin Gününe güneş Zifiri karanlıklar da Odana dolan mehtabındım da Dünyanı aydınlatırdım Gittin Şimdi karanlıklarda mısın ?   Deniz misali gözlerim İçini ferahlatırdı hani Su misali derdin sözlerin Gittin Şimdi yanıyor mu yoksa için ?   Ağacımda dal Dalımda yaprak Yaprağımda çiğsin derdin Ömür mevsimine bahar Baharına Nisan Nisan ına yağmur olmuştum da senin Gittin Şimdi hangi mevsimlerdesin?     Ben sana can dedim, canım dedim Gittin Ben bittim.   Oya Özpoyraz   ... Devamı

21 03 2007

AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU (1894- 21.Mart 1973)

AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU  (1894- 21.Mart 1973) |  görsel 1

  Aşık Veysel, hayatini anlattığı bir şiirinde "Ücyüz-onda gelmiş idim cihana" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş. Anasi Gulizar, bir yaz günü koy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurmuş Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet; bebenin adini Veysel koymuş. Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüş Veysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgını olmuş Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, cicegin beyi çıkmış kendi deyimiyle... Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş, önceleri. Yalnız ışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına "Çocuğu Akdağmadeni'ne götür, orada bu gözünü açacak bir doktor var." demişler. Sevinmiş Ahmet emmi. Gel gör ki talihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel'in. Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın donuverince; yakında bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece. Veysel'in Ali adında bir ağabeysi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış. Hepsi çok üzülmüşler Veysel'in kotu kaderine.     Babası meraklı adammış. Halk ozanlarından şiirler okuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas'ın köyleri saz sairleriyle dolu. Onlar da ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyle dinlermiş calip söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alıp vermiş ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıh'lı Ali Ağa'dan almış. Ve gitgide, kendini iyice saza vermiş Veysel. Unlu Halk ozanlarının şiirlerini çalıp söylemiş bir zaman. Yirmibes yasındayken (1919) anası, babası Veysel'i Esma adında bir kızla evermişler ve kısa sure sonra ikisi de göçüp gitmiş bu dünyadan (1921). Acı üstüne acı gelmiş, ama bitmemiş talihin kotu oyunu. İkin... Devamı